KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/17037 E., 2020/1285 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2020
- Mahkemesi
- KADASTRO MAHKEMESİ
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında,...
Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda ... adına kayıtlı eski 348 parsel sayılı 4.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 110 ada 2 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararı uyarınca 6.240,56 metrekare yüzölçümlü olarak; davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı eski 347 parsel sayılı 14.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 110 ada 3 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararı uyarınca 10.805,26 metrekare yüzölçümlü olarak;... adına kayıtlı bulunan eski 15 parsel sayılı 2.550,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 123 ada 17 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararı uyarınca 2.932,95 metrekare yüzölçümlü olarak;
... adına kayıtlı bulunan eski 16 parsel sayılı 4.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 123 ada 18 parsel numarasıyla ve kadastro komisyon kararı uyarınca 6.254,69 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve müşterekleri, uygulama kadastrosu sırasında hissedarı oldukları 110 ada 3 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının yanlış tespit edildiğini ve taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, 110 ada 2; 123 ada 17 ve 18 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu 110 ada 2, 3; 123 ada 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararı gibi ayrı ayrı tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, davacıların, dava konusu eski 347 (yeni 110 ada 3) parsel sayılı taşınmazda tam paylı malik olmadıkları, diğer bir anlatımla taşınmazda davacılar dışında başkaca paydaşların da bulunduğu, ancak diğer paydaşların davada yer almadıkları anlaşılmaktadır. Davanın niteliği itibarıyla, yargılama neticesinde verilecek hükümle, diğer paydaşların da hukukunun etkileneceği kuşkusuzdur. Bu nedenle tüm tapu kayıt maliklerinin davaya katılımlarının sağlanması gerekmekte olup, bu haliyle aktif dava ehliyetinin sağlandığından söz edilemez.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/17037, K. 2020/1285, 16 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama