KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/3890 E., 2016/4481 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2016
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda ... çalışma alanında bulunan 1789 parsel sayılı 5145 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1980 tarihinden itibaren ...'nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak limon bahçesi vasfıyla adına tespit ve tescil edildikten sonra imar uygulaması nedeniyle beyanlar hanesindeki şerhler aynen korunarak 350 ada 2 parsel numarasıyla ve 1.104,49 metrekare yüzölçümü ile tescil edilmiştir.
Davacı ... taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile davacı ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhinin beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacının kullanımında olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, çekişmeli taşınmaza ait kadastro tespiti 25.06.1993 yılında kesinleşmiş ve taşınmazın beyanlar hanesine ... tarafından kullanıldığı şerhi yazılmıştır. Kadastro Müdürlüğünün 11.08.2015 tarihli yazı içeriğinden de anlaşıldığı şekilde taşınmaz imar uygulamasına tabi tutulduğundan güncelleme çalışması kapsamına alınmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazla ilgili olarak 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi kapsamında yeni bir çalışma yapılmamıştır. Davacı 50-60 yıldır taşınmazda zilyet olduğunu ileri sürerek dava açtığına göre kesinleşen kadastro tespitinden önceki nedene dayandığı kuşkusuzdur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/3890, K. 2016/4481, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama