KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2017/1650 E., 2020/5987 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2020
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ...,... Köyü çalışma alanında bulunan ... 10 parsel sayılı 3.040.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek, ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın niteliği gereği davanın tarafının Hazine olması nedeniyle davacının kök murisinin ve kendisi adına senetsizden tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının tespiti açısından yapılan araştırmada, muris bırakanı ... ile davacı adına belgesizden tespit edilen dava dışı taşınmaz miktarı ayrı ayrı yüz dönümü geçmese de, dava konusu taşınmaz haricinde davacı ve babası adına belgesizden tespit edilmiş olan toplam taşınmaz miktarının 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeki 100 dönümlük miktar sınırlandırmasını aştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, davacı, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayanarak eldeki davayı açmış olduğuna göre Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın babası tarafından davacıya hibe edilip edilmediği, edilmiş ise, hibenin tarihi, zilyetliğin davacıya devredilip devredilmediği ve zilyetlik devredilmiş ise kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar davacı lehine 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen (bağımsız zilyetlik yolu ile) taşınmaz edinme süresinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/1650, K. 2020/5987, 1 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama