KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2017/4406 E., 2018/5033 K.·Mahkemesi:kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2018
- Dava türü
- UYGULAMA KADASTROSU
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Uygulama kadastrosu sırasında ... İlçesi, ...
Mahallesi çalışma alanında ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 114 ada 27 parsel sayılı 582.469,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 584.013,42 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 114 ada 9 parsel sayılı 16.536,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1619 ada ve 9 parsel numarasıyla ve 16.658,17 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında maliki olduğu taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın davalıya ait 114 ada 27 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna karşı, davacı tarafa ait taşınmaz ile davalı tarafa ait taşınmaz arasındaki sınırın yanlış belirlendiği, bu sebeple davacı tarafa ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiası ile açılmış olup, kayıt maliklerinin tamamının hukukunu ilgilendiren nitelikte bir davadır.
Dava dilekçesinin içeriğinden ve davacı ... yüzölçümünde eksilme olduğunu iddia ettiği eski 114 ada 9, yeni 1619 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydından, davacı ...'ın taşınmazda 16/64 oranında pay sahibi olan ölü ...'un mirasçısı olduğu, taşınmazda başka paydaşların da bulunduğu ve davanın, malik olan tüm paydaşlar adına açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yukarıda açıklanan niteliği itibariyle, dava sonucundan müşterek maliklerin tamamının hukukunun etkilenecek olması nedeniyle diğer paydaşların da davaya katılımının sağlanması zorunludur. Hal böyle olunca; mahkemece, davacıya diğer paydaşların da davaya katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, verilen süre içerisinde bu eksikliğin tamamlanması halinde yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/4406, K. 2018/5033, 25 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama