KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2018/1232 E., 2018/4018 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2018
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın bozulmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi ... tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 352 parsel sayılı 113.528,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın bir bölümünün kendisine ait 101 ada 311 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 16.06.2015 tarihli raporunda (H) harfiyle gösterilen 2.331,59 metrekarelik kısmın Hazineye ait 101 ada 352 parsel sayılı taşınmazdan iptali ile davacıya ait aynı yer 101 ada 311 parsele eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2015/20310 Esas, 2017/7195 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup bu kez davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2015/20310 Esas, 2017/7195 Karar sayılı ilamı ile hükmün.
"Davacının, dava konusu Hazine adına kayıtlı 101 ada 352 parsel sayılı taşınmaza komşu ve maliki olduğu 101 ada 311 parsel sayılı taşınmazı, 2007 yılında yapılan kadastro tespitinden sonra 05.10.2009 tarihinde çapa dayalı olarak satın almış olduğu ve çapla birlikte kadastrodan önceki sebeple dava açma hakkını da devraldığını iddia ve ispat edemediği, buna göre kadastroca oluşan tapu kaydının iptali ve tescile yönelik olarak açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı" hususlarına değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak, davacının dava dilekçesinde açıkça eklemeli zilyetliğe dayandığı, davaya konu bölümü bayiinin de kendisinin de kadastro öncesinde de kullandığını ileri sürdüğü ve keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve biri, davacının bayilerinden olduğu anlaşılan tanık beyanları ile davacının çapın dışındaki çekişmeli taşınmaz bölümünü de kadastro öncesi satın aldığını ve bu bölüme de zilyet olduğunu kanıtladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2018/1232, K. 2018/4018, 19 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama