KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2018/441 E., 2020/5573 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2020
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle. "Dava tarihinden geriye doğru 20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından getirilerek dosya arasına konulması, bundan sonra harita mühendisi, ziraat mühendisi ve jeolog bilirkişiden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması,
hava fotoğraflarının stereoskop aleti ile incelenmesi suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya ne zaman başlanıldığının, ihyanın ne zaman tamamlandığının ve arazinin ekonomik amacına uygun tarım arazisi niteliği ile hangi tarihten itibaren kullanıldığının belirlenmesine çalışılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kesin süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacının murisi tarafından imar-ihya edilmeye başlandığı, zilyetliğin davacının murisinde olduğu, murisin vefatından sonra mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığının tespiti için davacıya murisin veraset ilamını sunmak üzere kesin süre verildiği ve kesin sürenin gereği yerine getirilmediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ne var ki, önceki tarihli bozma ilamında da belirtildiği gibi, davacı ...'ın, dava konusu taşınmazın 80 seneden fazla süredir babasının tasarrufunda bulunduğunu, daha sonra rızai taksim sonucu bu yerin kendisine düştüğünü ve 20 yıldan fazla süredir de kendisinin kullandığını belirterek taşınmazın adına tescilini talep ettiği ve mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile davacının bu iddiaların doğrulandığı anlaşılmakta olup, bu durum karşısında davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu, diğer mirasçıların katılımının zorunlu olmadığı kuşkusuzdur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2018/441, K. 2020/5573, 20 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama