İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2020/9833 K.2020/5722

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas2020/9833Karar2020/5722Tarih26 Kasım 2020Okuma5 dk · 1.064 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2020/9833 E., 2020/5722 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Kasım 2020
Mahkemesi
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava türü
MÜKERRER KADASTRO
Kanun yolu
TEMYİZ
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.064 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacı Petkontur Konut İnşaat Turz. Madencilik ve Dış. Tic. A. Ş., Kocaeli Tapu Sicil Müdürlüğünün 11.11.2013 tarihli yazısı ile, adına kayıtlı Körfez İlçesi Dereköy köyü 1086 parsel sayılı taşınmaz ile davalılar adına kayıtlı Kalburcu Köyü 521, 522, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazların kadastrosunun mükerrer olduğunun anlaşılması nedeniyle, tebliğden itibaren 30 gün içerisinde dava açılmadığı takdirde mükerrer olan kısımların tapu kütüğünden iptal edileceğinin bildirildiğini belirterek, taşınmazlar arasında mükerrerlik bulunmadığının tespiti ve tapu kaydındaki buna ilişkin şerhlerin terkini istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddesi kapsamında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesinde düzenlenen ve niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafından kaynaklanan, mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı dava dilekçesinde, Dereköy Köyü 1086 parsel (dava dilekçesinde parsel numarasını 1506 olarak göstermiş, daha sonra ise 1086 olarak düzeltmiştir.) sayılı taşınmazın maliki olup, bu taşınmazı iyi niyetle iktisap ettiğini ileri sürerek, tapu müdürlüğünce mükerrer olduğu bildirilen taşınmazlar arasında mükerrerlik bulunmadığının tespiti istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece, davalılara ait Kalburcu Köyü 521, 522, 523, 524 ve 535 sayılı taşınmazlar ile davacıya ait Dereköy köyü 1086 parsel sayılı taşınmazların mükerrer olduğu, Kalburcu köyünde kain taşınmazların tespitlerinin önce yapılıp kesinleşmesi nedeni ile davacıya ait 1086 parsel sayılı taşınmazın mükerrer kayıt olarak oluştuğu ve bu taşınmazın iptalinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesinde, evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin ikinci defa kadastroya tâbi tutulması halinde ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı ve Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesine göre işlem yapılacağı ve süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce re'sen iptal edileceği belirtilmiştir.

Yine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesinde de, bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz malikinin terkini isteyebileceği, tapu memurunun bu istemi yerine getirmesi halinde her ilgilinin, bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabileceği hususu düzenlenmiştir.

Somut olayda, Kalburcu Köyü kadastro çalışma alanında bulunan davalılara ait 521, 522, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazlar, 5.9.1957 tarihinde tespit edilmiş ve bu taşınmazlardan 521, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazların tespitleri 16.9.1961 tarihinde, 522 parsel sayılı taşınmazın tespiti ise 10.05.1968 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacıya ait Dereköy köyü kadastro çalışma alanında bulunan 1086 parsel sayılı taşınmaz ise, 03.12.1964 tarihinde tespit edilmiş ve tespitinin 21.09.1967 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde "kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı" düzenlenmiştir.

Somut olayda davalılara ait olan Kalburcu Köyü kadastro çalışma alanında bulunan 521, 522, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazların kadastrosu önce yapılarak, kadastro tutanaklarının 16.9.1961 (ve 10.5.1968) tarihinde kesinleşmesi suretiyle;

davacıya ait Dereköy köyü çalışma alanında bulunan 1086 parsel sayılı taşınmazın kadastrosu ise daha sonra 03.12.1964 tarihinde yapılıp, 21.09.1967 tarihinde kesinleşmesi suretiyle tapuya tescil edildiğine göre, davacıya ait çekişmeli 1086 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ikinci kadastro işlemi, davalılara ait taşınmazların tespit tarihi itibariyle 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yapılmıştır.

Her ne kadar; kadastro tespiti öncesi nedene dayalı davaların, kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmekte ise de, dava konusu 1086 parsel sayılı taşınmazda 21.09.1967 tarihi itirabiyle davacının bayileri (taşınmaz Sabire Sağınç ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildikten sonra kayden satışlar neticesinde davacıya intikal etmiştir) adına tapu kaydı oluşmuş olup, davacıdan (ya da kayden satın aldığı kişilerden), tapuda adına kayıtlı bulunan yer hakkında hak düşürücü süre içerisinde dava açması beklenemez.

Davacının, aleni olan tapu siciline güvenmesi doğal olup, sicile göre kayıt maliki olduğuna, bir başka deyişle zaten kadastro ile hakkına kavuşmuş durumda olduğuna göre belirtilen hukuki sebeple açacağı davada hak düşürücü sürenin işletilmesi hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan, sözü edilen sürenin geçtiğinden söz edilemez.

Aksi halde, yani her halde kadastrosu daha sonra yapılan bölüm yönünden terkine karar verilecek olması halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026/2. maddesinde, tapu kütüğünden terkine karşı dava açma hakkının düzenlenmiş olmasının bir anlamı olmayacağı ve düzenlemenin işlevsiz olacağı açıktır.

Kadastro çalışmalarındaki amaç, tapu sicillerinin gerçek durumu yansıtması olduğuna göre, sicildeki hakkın kime ait olduğunun doğru olarak belirlenmesi gerekir. Bu duruma göre, mükerrerliğin giderilmesi amacıyla açılan eldeki dava, artık çifte tapuyu önleme maksadına yöneliktir.

Tabiatıyla yukarıdaki açıklamalar, birinci kadastronun kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin dolmasından önce ikinci kadastronun yapılıp kesinleşmesi haline ilişkin olup, hak düşürücü süre dolduktan sonra ikinci kez kadastro yapılması halinde hak düşürücü süre dolacağı için dava açma olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur.

Somut olayda, davalılara ait taşınmazların kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan, davacının bayileri adına tapu kaydının oluşmuş olması, artık hak düşürücü süreyi ortadan kaldırmıştır.

Davacı (ya da bayileri) adına (ikinci kadastro yoluyla) tapu kaydı oluştuğu tarihte ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadığından yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı yönünden hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca, kendisine ait 1086 parsel sayılı taşınmazın çekişmeli 521, 522, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazlar ile mükerrer olduğunu, Tapu Müdürlüğü tarafından kendisine gönderilen 11.11.2013 tarihli yazı ile öğrenmiş olan davacının, mükerrer olduğu belirlenen bölüm hakkında kadastro öncesi nedene dayalı dava açma hakkının mevcut olduğu kuşkusuzdur.

Bu durum karşısında, Mahkemece, hukuki durumun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerekirken, bu yönde her hangi bir araştırma inceleme yapılmaksızın karar verilmesi cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca. Mahkemece, davanın esasına girilmek suretiyle, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek mükerrer olduğu belirtilen 1086 parsel sayılı taşınmazın, ilk önce kadastrosu yapılan 521, 522, 523, 524 ve 535 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin yapıldığı 05.09.1957 tarihi itibariyle kime ait olduğu belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2020/9833, K. 2020/5722, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/9833
Karar No
2020/5722
Tarih
26 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/9833 K.2020/11380
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/9834 K.2020/13746
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/9835 K.2020/13747
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2020/9835 K.2020/6647
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/9836 K.2020/13748
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2020/9836 K.2020/16055

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.