KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2021/27 E., 2021/1282 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2021
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... İlçesi ...
Köyü çalışma alanında bulunan 3663 parsel sayılı 24.954,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, ifraz ve cins değişikliği suretiyle 4066 parsel numarası ve arsa vasfıyla Bayır Köyü Tüzel Kişiliği adına tescil edilmiş, ardından 3367 sayılı Yasa ve Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği uyarınca ifrazen 124 ada 5 parsel numarasıyla dağıtılarak davalı adına temliken tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazın muris ...’dan gelen yerlerden olduğunu ve tüm mirasçılarının yasal miras paylarının bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ... mirasçıları adına yasal miras payları oranında tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 124 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile muris ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştr.
Davacılar, müşterek muristen intikal eden miras haklarının bulunduğunu ileri sürerek tescil isteminde bulunmuş olup, kadastro öncesi sebebe dayalı bu talep, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca hak düşürücü süreye tabidir. Anılan yasa maddesinde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra "kadastrodan önceki nedenlere" dayanılarak dava açılamayacağı ifade edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kök parseli olan 3363 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 08.07.1982 tarihinde kesinleş olup, eldeki dava 12.08.1999 tarihinde açılmıştır. Buna göre, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarındandır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2021/27, K. 2021/1282, 17 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama