KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2015/2204 E., 2015/3257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın adli sicil kayında yer alan ve tekerrür uygulamasına esas alınan Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/561 Esas 2004/838 Karar sayılı ilamının, 29.6.2005 tarihinde uyarlama görerek, uyarlama öncesi kararda hükmolunan 5 yıl 7 ay 14 gün hapis cezasının 1 yıl 9 ay hapis cezasına çevrildiğinin anlaşılması karşısında, her ne kadar hükümde 5 yıl 7 ay 14 gün hapis cezası esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş ise de şartla tahliye süresinin hesaplanmasında, uyarlama sonucu çevrilen 1 yıl 9 ay hapis cezasının esas alınması gerektiği infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; atılı suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Müştekinin olay günü saat 19.30 da evden ayrıldığı aynı gün saat 23.40 da ikametine geri döndüğünde hırsızlık olayını fark ettiği yolunda beyanda bulunduğu, UYAP kaydında, suç tarihi olan 25.2.2007 günü güneşin saat 18.03 te battığı, TCK'nın 6/1-e maddesine göre saat 19.03 ten sonraki zaman diliminin gece olarak kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında atılı suçtan kurulan hükümde TCK nın 143. maddesi uyarınca ceza arttırımına gidilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Müştekinin 24.5.2007 tarihli oturumda, suçtan doğan toplamda 2000 TL zararının, sanık yakalandıktan sonra, sanığın yakınları tarafından giderildiği yolunda beyanda bulunduğu, sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul ettiği, atılı suç nedeniyle 20.4.2007 ile 24.5.2007 tarihleri arasında ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan sanık adına, sanığın ailesinin suçtan doğan zararı giderme yönündeki gayretlerinin sanık lehine yorumlanması gerektiğinin anlaşılması karşısında, müştekinin yöntemince celbi ile suçtan doğan zararın tam olarak ne zaman giderildiğinin açıklattırılması ile elde edilecek sonuca göre TCK'nın 168. maddesi kapsamında sanık hakkında değerlendirme yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
3-Aşamalarda atılı suçu ikrar eden, müştekinin zararını karşılayan ve duruşma zabıtlarına her hangi olumsuz bir davranışı yansıtılmayan sanık hakkında “kişiliği, sosyal yapısı, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları” şeklinde dosya içeriğiyle örtüşmeyen gerekçeler ileri sürülerek TCK'nın 62. maddesinin tatbik edilmemesi,
4-Kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/2204, K. 2015/3257, 2 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama