KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2016/19357 E., 2018/668 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2018
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, iftira
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesi neticesinde;
Anayasa Mahkemesi'nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden,bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık ... müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B-Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesi neticesinde;
Hırsızlık yapmak isterken suçüstü yakalanan sanığın yanına gelen polislere kimlik bilgisi olarak ağabeyi olan ...’ın kimlik bilgilerini verdiği, ancak doktor kontrolü için hastaneye gitmek üzere ekip arabasına bindirildiğinde kimliği konusunda yalan söylediğini, gerçek kimliğinin ... olduğunu beyan ettiği somut olayda.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.06.2017 tarih, 2015/184 Esas ve 2017/316 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; hakkında herhangi bir resmi belge düzenlenmeden gerçek kimliğini ikrar ettiği ve tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği olayda;
kimliği kullanılan kişi hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmamış olması hususu göz önüne alındığında, iftiranın özel bir şekli olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun, tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması ve sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması gözetildiğinde ise resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı,
sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı ve 40. madde gereğince 50,00 TL idari para cezası verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Anılan karar doğrultusunda sanığın eyleminin "kimliği bildirmeme" kabahatini oluşturduğunun gözetilmemesi,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2016/19357, K. 2018/668, 16 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama