KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2016/3508 E., 2016/4469 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2016
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522, 59 ve 81/2. maddeleri gereğince 2 yıl 14 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ...
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/09/1990 tarihli ve 1990/340 Esas, 1990/612 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine sanığın anılan Kanun’un 142/1-b ve 62. maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 17/08/2015 tarih ve 1990/340 Esas,
1990/612 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 04.02.2016 tarih ve 34-15001-2015-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24.02.2016 tarihi ve 2016/58731 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 18/11/2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması,
alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden dosya üzerinde karar verilmesinde isabet görülmediğiden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2016/3508, K. 2016/4469, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama