KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2016/6738 E., 2018/10184 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2018
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık hakkında, müşteki ...‘ya karşı gerçekleştirdiği eylem nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 267/1. maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile dava açıldığı, ancak mahkemece bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmakla, sanık hakkında zamanaşımı süresi içerisinde, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanık ...’ın, müşteki ...’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan ve müşteki ...’a yönelik başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
1-Mahkemenin gerekçesinde, hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin anlatımın aksine, hükümde tamamlanmış hırsızlık suçundan hüküm kurulması suretiyle, hükümle gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanığın, hırsızlık suçu nedeniyle yakalanması üzerine yapılan adli soruşturma sırasında kimliğini ibraz etmesi istendiğinde, ...'ya ait sürücü belgesini ibraz ettiği ancak fotoğrafın sanığa ait olmadığının anlaşılması üzerine, sanıktan tekrar gerçek kimlik bilgileri sorduğunda bu kez de ismini ... olarak olarak bildirdiği, kolluk görevlileri ile yapılan sözlü görüşme sırasında sanığın kimliğine ilişkin sorulara doğru cevap veremediği, bu nedenle yanlış kimlik bilgisi vermesinin suç olduğunun hatırlatılması üzerine henüz tutanak düzenlenmeden gerçek kimlik bilgilerini söylediği olayda.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.06.2017 tarih, 2015/184 Esas ve 2017/316 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere.
Kimliği kullanılan kişi hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmamış olması hususu göz önüne alındığında, iftiranın özel bir şekli olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun, tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması ve sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması gözetildiğinde iftiranın özel bir şekli olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşmayacağı,
eylemin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçuna teşebbüs veya 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenen "Kimliği bildirmeme" kabahatini oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2016/6738, K. 2018/10184, 9 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama