KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2017/3836 E., 2019/1499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Yerel mahkemece sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın şahsi durumu ve TCK'nun 61. maddesi gözetilerek hapis ve adli para cezasından oluşan temel cezanın takdir hakkı kapsamında tayin edildiği, TCK'nun 49. maddesinde tanımlanan süreli hapis cezası ile 52. maddesinde düzenlenen adli para cezasının, suçun özelliği ve failin durumu dikkate alınarak uygulanan ve 1. maddesinde gösterilen suçun önlenmesi amacına hizmet eden birbirlerinden farklı yaptırımlar oldukları, bu yüzden her iki yaptırımın tıpatıp aynı şekilde uygulanamayacakları, kaldı ki suçun karşılığı olan 165. maddesinde uygulanabilecek üst sınırın (alt sınır gösterilmeksizin) on bin gün olarak belirlendiği,
dolayısıyla mahkemenin temel adli para cezasını (52. maddede beş gün olarak gösterilen alt sınır yerine) altmış gün olarak belirlemesinin anılan maddeler gözetildiğinde bütünüyle takdir hakkı kapsamında kaldığı T.C. Anayasasının 138/1. maddesinde aranan şekilde hukuki ve vicdani kanaate göre verilen hükmün çelişki içermediği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki mahkumiyete konu suçun 5237 sayılı TCK'nun 141/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçuna ait olduğu ve 5271 sayılı CMK'nun 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında tekerrüre esas alınan ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu infaz aşamasında gözetilebileceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
18/06/2014 tarihinde kabul edilip 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinin “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısı'nın kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir.
Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.
Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklinde düzenlenmesi karşısında; adli para cezasının ödenmemesi durumunda, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine dair sanığa ihtarda bulunulması suretiyle anılan Kanun hükmüne aykırı davranılması,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2017/3836, K. 2019/1499, 12 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama