İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /17. Ceza Dairesi

YARGITAY · 17. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2019/11823 K.2019/12934

Hırsızlık suçundan, suça sürüklenen çocuk ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/12/2013 tarihli ve 2012/498…

Esas2019/11823Karar2019/12934Tarih22 Ekim 2019Okuma6 dk · 1.237 kelime

KÜNYE

17. Ceza Dairesi 2019/11823 E., 2019/12934 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Ekim 2019
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç
Hırsızlık
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.237 kelime·6 dk okuma

Hırsızlık suçundan, suça sürüklenen çocuk ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/12/2013 tarihli ve 2012/498 Esas, 2013/475 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip anılan karara karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 23/09/2019 tarihli ve 94660652-105-55-8655- 2019-kyb sayılı “Kanun yararına bozma” isteminde bulunulduğundan, bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığının 02/10/2019 tarihli ve 2019/93450 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istem yazısında;

“Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b ve 143. maddeleri gereğince belirlenen 2 yıl 4 ay hapis cezasından, aynı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması sonucu 1 yıl 6 ay 20 gün hapis ve anılan Kanun'un 62. maddesi uyarınca bu oran üzerinden indirim yapılarak 1 yıl 3 ay 16 gün hapis cezası yerine hesap hatası sonucunda 1 yıl 6 ay 26 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Hukuksal değerlendirme:

5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerintakdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.

19/01/2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/01/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen Adreste Tebligat" başlıklı 10. Maddesi;

"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.

(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." biçiminde düzenlenmiştir.

Anılan Kanun'un “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesi; “(Değişik: 19/3/2003-4829/2 md.) Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” şeklindedir.

7201 sayılı Kanun’un 20. maddesinde "13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir." hükmüne yer verilmiştir.

Tebligat Kanunu’nun 23. maddesinde,

“Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:

1.Tebliği çıkaran merciin adını,

2.Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,

3.Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,

4.Tebliğin mevzuunu,

5.Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,

6.Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,

7.21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,

8.(Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,

9.(Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, (1) İhtiva etmesi lazımdır.” hükmü bulunmaktadır.

Aynı Kanun’un 21. maddesinde ise;

“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

İnceleme konusu somut olayda:

Suça sürüklenen çocuk ...’nın yokluğunda verilen kararın, MERNİS adresi olduğu belirtilen “...” adresine tebliğ edildiği, tebligat parçası üzerinde “Gösterilen adrese gidildi. Adreste babası ...’dan soruldu. Muhatabın İstanbulda olduğunu imzalı olarak beyan etmiştir. Tebligat üzerindeki adres muhatabın AKS adresi olduğundan evrak ile ilgili mahalle muhtarlığına bırakılarak muhatabın kapısına 2 no’lu haber kağıdı yapıştırılmıştır. T.K 21/2 (Ek fıkra)” şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğin, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 20. maddesine göre ise, tebliğ memuru tebliğ evrakını tebligat yapacağı kişiye vermelidir. Ayrıca Tebligat Kanunu’nun 23. maddesine göre, muhatap dışında tebliğ yapılan kişinin ehil olup olmadığı da tebliğ evrakında gösterilmelidir.

Anılan tebliğin ise, Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi yerine, suça sürüklenen çocuğun MERNİS adresi olduğu belirtilen adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı, suça sürüklenen çocuğun babası olduğu belirtilen ...’nın tebligatı almaya ehil olup olmadığının, suça sürüklenen çocukla aynı konutta oturup oturmadığının tebligat parçası üzerinde gösterilmediği gibi, tebliğ varakasının ...’ya verildiğine dair bir bilginin de bulunmadığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğa gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle kararın usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle;

İkincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi karşısında; öncelikle 17.12.2013 tarihli kararın usulüne uygun olarak suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilmesi ve temyiz kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, temyiz kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/09/2019 tarihli ve 94660652-105-55-8655- 2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2019 tarihli ve 2019/93450 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ VE KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, açıklanan nedenlerle, anılan hususlara yönelik kamu yararına bozma isteminin REDDİNE, 22/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/11823, K. 2019/12934, 22 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
17. Ceza Dairesi
Esas No
2019/11823
Karar No
2019/12934
Tarih
22 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2019/11823 K.2019/15438
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2019/11824 K.2019/12935
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2019/11824 K.2019/11667
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2019/11825 K.2019/18902
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2019/11827 K.2019/11807
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2019/11828 K.2019/14479

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.