KÜNYE
17. Ceza Dairesi 2019/223 E., 2019/5873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2019
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Yerel mahkemece sanıklar hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suçların tarihine göre dosya görüşüldü; I-Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme ile katılan ...'e karşı hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki hüküm ile de işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında "orantı" bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda, somut olayda, katılanlar ... ve ...'ın 30.000,00 TL değerindeki eşyası ile katılan ...'in 15.000,00 TL değerindeki eşyasının çalındığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçlarına ilişkin çalınan eşyaların değeri, sanıkların kastının yoğunluğu gibi teşdit gerekçeleri bulunduğu halde 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesine aykırı olarak temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi sonucu sanıklar hakkında yazılı şekilde eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından,
Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 tarih 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararı kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin sanıklardan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıklardan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görüldüğünden,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekçeli karar başlığında suçların işlendiği zaman diliminin yazılması gerekirken yazılmaması, mahallinde giderilebilir eksiklik olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, sanıklar ... ve ...'ın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden reddiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 tarih 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih 2014/140 Esas 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararı kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, 5271 sayılı CMK'nun 232. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin yazılması gerekirken yazılmaması, mahallinde giderilebilir eksiklik olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın atılı suçu birden fazla kişi ile birlikte işlediğinin sabit olmamasına rağmen hakkında 5237 sayılı TCK'nun 119/1-c maddesinin uygulanması sonucu yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/223, K. 2019/5873, 24 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama