KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2007/5307 E., 2008/2018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun davalılar ... ve ... ile damadı ... ...’ye yaptığı tasarruflar ile damadı tarafından da diğer davalılara yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ..., ... ve ... vekilleri vasıtasıyla davanın reddini talep etmişlerdir.
Diğer davalılar ise duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalılardan dahili davalılardan ...’e yapılan tasarruf için hak düşürücü sürenin geçmiş olmasından dolayı, diğer dahili davalılar için de borçlunun “zarar verme kastını” bildikleri veya bilebilecek durumda olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle reddine, davalı ... ... hakkındaki davada akrabalık ilişkisi diğer davalı ... hakkındaki davada da bedeller arasındaki fahiş fark nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkeme kararı hükmü temyiz eden davalı ... ...’ye 06.08.2007 günü tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi ise 31.08.2007 tarihinde mahkemeye verilmiştir. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi olup HUMK'nun 176. maddesi uyarınca adli ara vermede de süreler işlemekte olduğundan 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haklarındaki dava reddedilen davalıların kötüniyetli olduklarının ya da borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilebilecek kişilerden olduklarının ispat edilememiş olmasına göre davacının bu yöndeki temyiz itirazının reddi gerekir.
3-Tasarrufun iptali davalarında İİK’nun 283/II maddesi gereğince 3. kişinin tasarrufa konu malı elinden çıkarması halinde dava bedele dönüştürülüp, davacı alacağı ve ferilerinin miktarı ile bağlı kalınarak elden çıkarma tarihindeki tasarruf değeri de göz önünde bulundurularak bedele hükmolunabilir. Davacının icra takibinde faiz istemiş olması halinde, alacağına faiz gibi feriler de ekleneceğinden davacı tarafın asıl alacak ve ferilerinden ibaret olan alacağına ikinci kez faiz yürütülmesi de doğru olmayacağından davacının faiz istemi dahi yerinde değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2007/5307, K. 2008/2018, 17 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama