KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/2040 E., 2009/4122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 4.775.-YTL hasar bedelinin aracı tamir eden servise ve parça tedarikçisine ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.581.-YTL'nin, ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, kusuru, hasarı, kaza tesbit tutanağını kabul etmediğini, kaza tutanağının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin bilgisi dışında kaza tutanağına eklemeler yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.342.50.-YTL tazminatın, ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, TTK'nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, keşifde dinlenen davalı tanık beyanları irdelenmeden, eksik bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması isabetli değildir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; İTÜ yada Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek tarafların kusur oranları yönünden, denetime elverişli gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/2040, K. 2009/4122, 11 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama