KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/2884 E., 2009/3093 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu ...'ın alacaklısından mal kaçırmak amacıyla ... plakalı aracını davalı ...'ye, Eşme Kıranköy, 1226 parselde kayıtlı taşınmazını, dünürü olan davalı ...'ye sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı ..., ancak aciz halinde olmadığını, dava konusu araç ve taşınmazı bedeliyle sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... 18.9.2007 tarihli duruşmada borçlunun arkadaşı olduğunu, dava konusu aracı bedelsiz olarak ve borçları nedeniyle geri alma şartına bağlı olarak kendisine sattığını, dava konusu taşınmazı da yine bedelsiz olarak borçlunun verdiği vekaletname ile borçlu adına onun dünürü olan davalı ...'a sattığını, davayı kabul ettiğini ancak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini imzası ile beyan etmiştir.
Davalı ... vekili, borçlunun adına kayıtlı taşınmazları olduğundan aciz halinin gerçekleşmediğini, taşınmazı bedeliyle aldıklarını ve halen kullandıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde dava şartı olan aciz vesikasını dosyaya ibraz etmemesi nedeniyle HUMK'nun 163.maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar yasanın 277.maddesi uyarınca elinde geçici (İİK 105) veya kat'i (İİK 143.madde) aciz vesikası bulunan alacaklılar tarafından açılabilir.
Somut olayda 2007/10 Esas sayılı takip dosyası yönünden borçlunun huzuruyla 18.1.2007, 2007/41 sayılı takip dosyası yönünden 8.2.2007 tarihinde yapılan haciz tutanakları yasanın 105.maddesinde öngörülen geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu gibi, her iki takip dosyası yönünden de ayrı ayrı yargılama sırasında 26.12.2008 tarihli kesin aciz belgesinin (İİK 143.maddeye göre) düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de aciz belgesi davadan önce, dava aşamasında ve hatta mahkeme kararının Yargıtay'ca bozulması üzerine dahi verilebileceğinden aciz belgesinin sunulması için verilen kesin sürenin hukuken sonuç doğuramıyacağı, o halde mahkemece, davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/2884, K. 2009/3093, 12 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama