KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/3040 E., 2009/5838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, kusura isabet eden 2.561,40.TL'nın ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 5.122,80.TL'na yükseltiklerini bildirmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiş ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı itirazında bulunmuş, davalı ...’da davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 5.122,80.TL'nın 07.07.2005 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1-2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109.maddesinde de,motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Somut olayda, sigortalı aracın 22.06.2005 tarihinde kazaya uğradığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde 31.5.2007 tarihinde açıldığı, ıslahın ise 23.11.2007 tarihinde yani 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili ıslah talebine karşı süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur.Bu hale göre, mahkemece, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre;
a)Davacı ... dava dilekçesinde, sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelinin davalı tarafın % 30 kusur oranına isabet eden kısmının davalılardan rücuen tahsilini talep ettiği halde, HUMK'nun 74.maddesi hükmüne göre istek aşılarak bilirkişi raporunda belirlenen % 60 kusur oranına isabet eden miktara hükmolunması doğru görülmemiştir.
b)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 ve 99/1.maddesinde "sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı" hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle, davalı sigortacı yönünden sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise, dava tarihinde muaccel hale gelmektedir.
Buna göre, davacı şirketin davalı ... şirketine dava açılmadan önce müracaatının olup olmadığının tespiti ile yukarıda sözü edilen yasa maddeleri uyarınca davalı sigortanın davadan önce temerrüde düşüp düşmediğinin ve belirlenmesi, davadan önce temerrüt oluşmamış ise, bu davalı yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3040, K. 2009/5838, 1 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama