KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/3525 E., 2009/6207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Ankara Asliye 12. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş, olmakla duruşma için tayin edilen 6.10.2009 salı günü davacı ... vekili Av. ... ile davalılar 1-..., 2-... vekili Av. ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek davalının taşınmazını davalı ağabeyine satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu davalı aleyhine yapılan takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise,
davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağına göre bu tür davaların dinlenebilme koşullarından biri de borçlu aleyhine yapılmış olan icra takibinin kesinleşmiş olmasıdır. Somut olayda icra takibinin kesinleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekili tarafından kararın temyiz edilmesinden sonra dosyaya sunulan kesin aciz belgesi nazara alındığından takibin kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yeni oluşan duruma göre davanın diğer şartlarının da araştırılması ve sonucuna bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3525, K. 2009/6207, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama