KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/3540 E., 2010/10341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait iki adet dorsenin davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, dorselerin Irak’ta çalındığını ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Uluslar arası Nakliyeciler Derneği ile davalı sigorta şirketi arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca Irak’ta halk hareketi ve terör eylemi sonucunda oluşan zararların teminat kapsamı dışında olduğu, sunulan sigorta sözleşmelerinin çelişkili olduğundan itibar edilmediği, römorkların Irak’ta gasp edilmiş olması nedeniyle zararın teminat dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan kasko tazminatı istemine ilişkindir. Davacıya ait iki adet dorsenin davalı tarafından iki ayrı poliçe düzenlenerek kasko teminatı kapsamına alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı sigortalı ve davalı sigorta şirketi tarafından sunulan poliçelerin farklı klozlar içermesi nedeni ile hangi poliçenin geçerli kabul edileceği ve somut uyuşmazlıkta, Kuzey Irak'ta, halk hareketi sonucu çalınan dorseler nedeni ile davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan tüm sigorta poliçelerinde, poliçelerin davacı şirketin de üyesi olduğu UND (Uluslararası Nakliyeciler Derneği) ile davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş arasındaki sözleşme çerçevesinde düzenlediği yer almaktadır. Poliçelerin düzenlendiği tarihte geçerli olan sözleşme uyarınca Kuzey Irak'taki halk hareketi ve terör nedeni ile doğan zararlar teminat dışındadır.
Mahkemece, bu sözleşme hükümlerinin dernek üyesi olan davacı sigortalı yönünden de bağlayıcı olacağı gerekçesi ile rizikonun teminat dışında olduğu kabul edilmiştir. Oysa, UND ile sigorta şirketi arasındaki protokol, iki taraf arasındaki ticari ilişkiyi düzenlemekte olup, sigorta poliçelerinde de sözleşmenin ekte yer aldığına ve hükümlerinin sigortalı yönünden bağlayıcı olduğuna ilişkin bir ibare içermemesi nedeni ile, sigortalı aleyhine uygulanmamalıdır.
O halde, çözümlenmesi gereken, taraflarca sunulan ve farklı klozlar içeren sigorta poliçelerinden hangisinin geçerli olduğudur. Davacı tarafından sunulan ve üzerinde muhasebe kayıtlarına işlendi kaydı bulunan poliçelerin geçerli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu poliçeler kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Zira, sigorta şirketi tarafında sunulan poliçeler, eksik teminatlı olmasına rağmen prim aynı kabul edilmiş ve bu husus gerçekçi bulunmamşıtır. Davacı tarafından sunulan poliçelerde, hem Kuzey Irak, hem de aracın çekici ile çalınması koşulu bulunmaksızın çalınma hali teminat kapsamındadır. Bu nedenle rizikonun teminat kapsamında olduğunun kabulü ile hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3540, K. 2010/10341, 30 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama