İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /17. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 17. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2009/4432 K.2010/2734

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2009/4432Karar2010/2734Tarih25 Mart 2010Okuma6 dk · 1.196 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/4432 E., 2010/2734 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Mart 2010
Mahkemesi
İcra Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.196 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2006/15694 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2006/871 Talimat sayılı dosyasında 09.10.2006’da ve yine İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2006/16496 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2007/817 Talimat sayılı dosyasında 03.08.2007’da haczedilen Komatsu marka ... model forkliftin davacı alacaklı tarafından borçlu ...’na satılıp 17.07.2006’da teslim edildiğini ve karşılığında 5 adet bono aldıklarını, borçlu ...

Ltd.Şti.nin senetleri müteselsil kefil olarak imzaladığını, ancak senet bedellerini haricen tahsil edemeyince icra takibine konu ettiklerini ve borçlunun çok düşük bedelle üçüncü kişiye muvazaalı olarak sattığını öğrenerek forklifti haczettirdiklerini, üçüncü kişinin sunduğu faturadaki bedelin birinci el fiyatı olmasının,ödemeye ilişkin belgelerin sunulamamasının ve vergi dairesine satışla ilgili bilgi verilmemesinin muvazaalı satış yapıldığını gösterdiğini, bir an için üçüncü

kişiye yapılan satış gerçek kabul edilse bile iş makinesi olması nedeni ile noterde düzenleme şeklinde yapılmadığından satışın geçerli olmadığını belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiş, iki ayrı icra dosyasına ilişkin iki ayrı dava açmış, aradaki bağlantı nedeni ile birleştirilerek yargılamalarına devam edilmiştir.

Davalı (üçüncü kişi) vekili, dava konusu forklifti fatura karşılığı ve bedelini ödeyerek takip borçlusundan satın aldıklarını, bunu da kanıtladıklarını, ödemenin gerçekliğinin ilgili bankalardan sorularak araştırılabileceğini belirterek davanın reddi ile istihkak iddialarının kabulüne ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davalı (borçlular), adına çıkartılan davetiye tebliğ edilememiş, yokluklarında yapılan yargılama ile karar verilmiştir.

Mahkemece toplanan delillere göre; “haczin üçüncü kişinin iş yerinde yapılması nedeni ile İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu ve ispat yükünün alacaklıya düştüğü, dava konusu forkliftin davacı tarafından davalı ...’na satıldığı, bedelini ödemede temerrüde düşmesi karşısında satış sözleşmesinin feshedilmediği, ancak buna ilişkin alınan bonoların takibe konulduğu, icra takibi sırasında alacaklının sattığı aracın kendisine ait olduğunu ileri sürerek mülkiyet hakkında dayalı istihkak iddiasında bulunduğu,

somut olayda alacaklının en fazla TMK’nun 952. maddesindeki istisnai duruma ilişkin hapis hakkına dayalı istihkak iddiasında bulunabileceği,bunun için de borçlunun borç ödemede güçsüzlüğe düşmesi ve alacaklının da tüm haklarını kullanmasına rağmen alacağını elde edememesi şartlarının bir arada bulunması gerektiği, alacaklının bu durumu da iddia ve ispat edemediği,üçüncü kişi ile borçlu arasında muvazaalı sözleşme yapıldığı iddiasının ise tasarrufun iptali davasının konusu olabileceği ” gerekçesi ile davalılar aleyhine açılan istihkak davasının reddine karar verilmiş;hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Alacaklı iki ayrı icra dosyasında, borçlulara ait olduğu iddiası ile aynı forklifti haczettirmiş,her ikisinde de üçüncü kişi mahcuzu fatura karşılığında satın alarak bedelini ödediği gerekçesi ile mülkiyet hakkında dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuştur.

İcra Müdürlüğ’nün İİK’nun 99. maddesi uyarınca verdiği 7 günlük yasal hak düşürücü süreler içinde istihkak iddiasının reddi davaları açılmış, aradaki maddi ve hukuki bağlantı nedeni ile birleştirme kararı verilerek yargılamaya devam edilmiştir.

İki dava dosyasında da davacı (alacaklı) taraf, üçüncü kişinin istihkak iddiasının muvazaalı olarak ileri sürüldüğünü, mahcuzun borçluya ait olduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için satış yapılmış gibi gösterildiğini,şeklen de satışın geçerli olmadığını belirterek istihkak iddialarının reddine karar verilmesini istemiştir.

Alacaklı borçlulara satarak teslim ettiği bir menkul üzerine haciz konulmasını istemiş ancak ne icra dosyasında ne de yargılama sırasında mahcuza yönelik istihkak iddiasında bulunmamıştır.

Davanın, alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi” davası niteliğinde bulunduğu tartışmasızdır.

Her iki haczin de üçüncü kişinin iş yerinde yapılması ve borçluların bu adresle ilgilerini ortaya koyan delillerin dosyaya yansımaması nedeni ile İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi üçüncü kişi yararına bulunmaktadır. Karinenin aksini ispat yükü ise alacaklı tarafa düşmektedir.

Bir iş makinesi olarak ticaret ve sanayi odalarında tescili zorunlu olan dava konusu forkliftin, borçlular tarafından üçüncü kişiye yapılan devrinin geçerli olabilmesi için, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 22/c-2. aynı Kanun’un (5942 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile değişik) 20/d, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 36/c maddeleri gereğince noterlerde düzenlenen geçerli bir satış sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Yargıtay uygulaması bu yöndedir (21.H.D. 2.3.2004 tarih 11013-1861 sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraf böyle bir sözleşmenin bulunmadığını iddia ederken, davalı üçüncü kişi aksini kanıtlamaya elverişli bir sözleşmeyi dosyaya sunamamıştır.

Bu koşullarda açılan davanın kabulü ile üçüncü kişinin, birleşen iki dosyadaki istihkak iddiasının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (alacaklı) ... İş Makineleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 25.3.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

-KARŞI OY

Hukukta, ilke olarak, bir iç olgudan ibaret "irade" değil, iradeyi dış dünyaya yansıtan ve yürürlüğe koyan "beyan" esastır. İradenin, irade beyanı biçiminde dış dünyayı yansıyabilmesi için söz, yazı işaretler vs. biçimde bazı kalıp veya vasıtalara başvurulması zorunludur. Oysa, söz, yazı veya işaretlerden her biri bir şekil olduğuna göre, bu anlamda bütün irade beyanları ister istemez bir şekle bürünüp açıklanır hepsinde şekil vardır.

Ne varki, genellikle beyan sahibi, iradesini hukuki kalıba döküp açıklayacağını tayin etmekte tamamen serbesttir. O dilerse, sözlü beyanda bulunabilir, dilerse işaretle, yahut adi veya resmi yazılı biçimde iradesini açığa vurabilir. Bu ihtimalde şekil serbestisinden bahsedilir. Bana karşı, diğer bazı ihtimaller de kanun veya tarafların iradesi gereği, beyan sahibi iradesini açığa vurmak için dilediği şekli seçme imkanından yoksundur.

O, mutlaka belirli bir şekle uyumak mecburiyetindedir ki, bu durumda belirli bir şekle uyma zorunluluğu vardemektir. (Koca Yusufpaşa/Hatemi/Arpacı Borçlar Hukuku Genel bölüm cilt 1 sayfa 270) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 48. maddesi ile sözleşme hürriyeti anayasa ile teminat altına alınmış olduğu gibi BK. 1l/2'ye göre sözleşmeler hukukunda ilk olarak şekil serbestisi geçerlidir. Kanunun (BK.11/2) veya taraflar (BK.

16.) sözleşmenin geçerliliğini özel bir şekle tabi tutmamışlarsa, sözleşme, hiç bir şekle tabi olmadan serbestce yapılabilir. Bu söylenenenler karşısında, Borçlar Kanunu anlamında bir geçerlilik şekli olarak şekil zorunluluğu ancak kanunun veya tarafların rızası ile konulabilir. Kanunda açıkça öngörülmediği durumlarda örf ve adet hukukununa dayanarak

veya hakimin boşluk doldurması yolu ile şekil mecburiyeti yaratılamaz. Bunun yanında yönetmelik ile şekil zorunluluğu yaratılıp yaratılmıyacağı, yaratılmış ise yok sayılıp sayılmıyacağına gelince; yönetmeliklerinin doğrudan doğruya kanuna veya bir tüzüğe dayanması gerekir.

(Anayasa M.124) Türk Hukuk Sisteminde Yönetmelikler normlar hiyerarşisinde yasa ve tüzükten sonra gelmekte oldukları gibi yönetmeliklerle yasaya aykırı veya yasa hükümlerini değiştirici nitelikte hükümler sevk edilmesi olanak dışıdır. (Danıştay 5.Dairesi) 25 Mayıs 1988 E ve 1997/778,K 1998/2659 sayılı kararı) Bir başka anlatımla kanundaki amir hükmün yönetmelikle daraltılması yada ortadan kaldırılması olanaksızdır.

(AYİM 1. Daire 8.1.1994 tarih ve E.1993/778, K.1994/254 sayılı kararı) Buna rağmen yönetmelikle kanun veya tüzüğe aykırı bir düzenleme yapılmış ise adli yargıda yönetmelikteki bu düzenleme o sorun nedeniyle yok sayılarak işin çözümü olanaklıdır.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya geldiğimizde, tescilsiz iş makinalarının satımı konusunda Karayolları Trafik Kanununda veya başka bir kararda hüküm bulunmamaktadır. Kara yolları trafik Kanunun 20. maddesi tescili araçlara ilişkin olmakla somut olayda uygulanamaz.

Bu nedenle genel hükümlere göre bu makinaların nasıl satılacağı belirlenmelidir. Genel hükümler karşısında, bu makinaların menkul hükümünde sayılmaları nedeniyle resmi şekil şartı aranmaksızın satılacağı mülkiyetinin devredileceği sonucuna varılmıştır. (Y.19.HD. 20.10.2008 tarih E.2008/2635; K.2008/9777, Y.15.HD.08.02.1995 105-616 SA.KA) Kara yolları trafik yönetmeliğini 36. maddesindeki Düzenleme ise kanuna aykırı bir düzenleme olup, BK 11/2. maddesi hükmünü değiştirecek niteliktedir. Bu nedenle somut Olayda yok sayılması ve kanuna göre sorunun şekil serbestisi ilkesi esas alınarak çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle şekil serbestisini esas olarak sorunu çözen yerel mahkeme kararı doğru olup onanması gerektiği görüşünde olduğumdan yüksek çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/4432, K. 2010/2734, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. -k A R A R-
  4. -karşı Oy
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/4432
Karar No
2010/2734
Tarih
25 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4433 K.2010/3125
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4435 K.2010/3124
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4436 K.2010/3126
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4437 K.2010/3113
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4438 K.2010/3122
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/4439 K.2010/3119

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.