Davacı vekili davalılardan ...’nun müvekillerine olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptıklarını; ancak, davalı borçlunun kendisine ait taşınmazı muvazaalı olarak bacanağı olan davalı ...’na sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptali isteği ile dava açılmış ancak taşınmazın ....tarafından da satılmış olması nedeniyle satın alanlar ... ve ... hakkında da dava açılmış olup her iki dava dosyası birleştirilmiştir.
Davalı ..., taşınmazı yatırım amacı ile satın aldığını,borçlu davalıya eşyaları ile birlikte kiraladığını, borçlu ile yasada belirtilen derecede yakınlığı olmadığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., borcun tasarruf tarihinden sonra doğduğunu, tasarrufun haczedilemez bir mala ilişkin olduğunu, davacının aciz belgesi sunmadığını, ekonomik sıkıntı nedeniyle taşınmazı sattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., diğer davalıları tanımadığını, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılardan ..., cevap vermemiştir.
Mahkemece davalılardan ..... ve ...... arasındaki tasarrufun ivazlar arasında aşırı fark bulunması nedeniyle bu davalılara yönelik davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine ve taşınmazın elden çıkarılma tarihindeki değeri olan 78.000.00 YTL.yi geçmemek üzere takip dosyasındaki alacak ve ferilerinin davalılar ... ve ...’ndan tazminine karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında tasarrufa konu malın 3. kişi olan davalının elinden çıkmış olması halinde 3. kişi o malın elinden çıktığı tarihteki değeri üzerinden icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi,
borçlu davalı hakkında ise icra takibi devam ediyor olması ve alacağın tamamından sorumlu olması nedeniyle ayrıca tazminata mahkum edilmemesi gerekirken borçlu davalının ayrıca tazminata mahkum edilmesi doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hüküm fıkrasının ilk bendindeki ‘davalılar ... ve’ ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün düzeltilmiş
bu şekli ile ONANMASINA, 625.00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'ya verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ya geri verilmesine 18.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.