KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2009/5800 E., 2010/1053 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... İcra Müdürlüğü’nün 2008/26215 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, ... İcra Müdürlüğü’nün 2008/5118 Talimat sayılı dosyasında yapılan 02.12.2008 günlü hacze konu menkullerin davacı ... ortaklığa ait olduğunu, ortaklardan birinin borcu için adi ortaklığa gidilemeyeceğini, İİK’nun 89. maddesi gereğince ortağın şirketteki kar payına haciz konulabileceğini, ödeme nedeni ile borç kapansa da dava dilekçelerinde dile getirdikleri diğer talepleri ile ilgili karar verilmesi gerektiğini,buna göre kötü niyetle istihkak iddiasına itiraz eden alacaklının İİK’nun 97. maddesi uyarınca tazminatla yükümlü tutulması gerektiğini, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, takip borçlularından birisinin Hazinedaroğlu A.Ş. olduğunu,bu nedenle haciz mahalline gittiklerini, borçlu şirket yetkilisinin ödeme taahhüdünde bulunup yerine getirmemesi üzerine aynı yerde ikinci kez hacze gittiklerini, BK’nun 523/1. maddesi uyarınca haciz yapılabileceğini, davanın reddi gerektiğini belirtmiş, 14.04.2009 günlü oturumda ise alacağı tahsil ettiklerini davanın konusuz kaldığını dile getirmiştir.
Davalı (borçlu Hazinedaroğlu A.Ş.), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; “alacaklı vekilinin 14.04.2009 günlü oturumda alacaklarını tahsil ettiklerini bildirdiği, icra müdürlüğünün de müzekkere cevabı ile bunu doğruladığı, istihkak davasının konusunun kalmadığı” gerekçesi ile davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ;karar, davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre;davacı (üçüncü kişiler) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmeli, vekalet ücreti de dava değeri üzerinden nispi olarak hesaplanmalıdır.
Dava, alacaklının istihkak iddiasına karşı çıkması üzerine alınan takibin devamı kararı uyarınca açılmıştır.
Öte yandan adi ortaklıkta, bir ortağın alacaklılarının haklarını, sadece ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabileceği yönünde BK’nun 534. maddesinin açık hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, doğrudan adi ortaklığın mallarının haczedilmesi yasaya aykırıdır. Diğer yandan, haczin yapıldığı yer ne takip adresi ne de ödeme emrinin tebliğ edildiği yerdir. Takip borçlusu ile davacının aynı adreste ticari faaliyetini sürdürdüğü yönünde her hangi bir belge ele geçmemiş, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğü yönünde bir kanıt da dosyaya yansımamıştır.
Bu koşullarda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan davalı alacaklı tarafa yükletilmesi, vekalet ücretinin de mahcuzların değeri üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği dikkate alınmadan, yazılı biçimde karar verilmesi doğru değil ve bozma nedeni isede ; belirtilen bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılması gerektirir nitelikte görülmediğinden
HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/5800, K. 2010/1053, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama