KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2009/6093 E., 2010/335 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi,gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ticari minibüse, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasar meydana geldiğini belirterek, değer kaybı ve kazanç kaybı olarak toplam 8.100,00 YTL’nın reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, kusur oranını ve tazminat miktarını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tarafların kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 3.768,00 YTL’nın 02.05.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiği halde, mahkemece, hükmedilen tazminat miktarına 02.05.2002 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi HUMK.’nun 74.
maddesine aykırı olup, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/6093, K. 2010/335, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama