KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/7285 E., 2010/10348 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen trafik kazası sonrasında hasar gördüğünü ileri sürerek, 14.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın sürücü belgesiz kişi tarafından kullanıldığı bu nedenle zararın teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta tazminatı istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen kasko sigortası genel şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme
çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Davalı vekili tarafından, sigortalı aracın sürücü belgesiz kişi tarafından kullanıldığı ve kazadan sonra alkol kontrolü yapılamadığı, rizikonun teminat dışında olduğu savunmasında bulunulmuştur. Sigortalı araç, davacıya sunulan sahte sürücü belgesinde yer alan... ismi ile kiralanmıştır.
Kazadan sonra dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik Suçları nedeni ile, ..., araç sürücüsü olduğu ileri sürülen ... ve bir başka kişi hakkında yapılan kovuşturmada, ...'a ait sürücü belgesi üzerine kimliği belirlenemeyen şüphelinin fotoğrafının yapıştırıldığı, ...'ün araç sürücüsü olduğuna ilişkin tutanak düzenlenmiş ise de aracı kiralayan kişinin ... olmadığının anlaşıldığı belirtilerek şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, dosya kapsamında yer alan tutanakta, ...'un sürücü belgesi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar, sigortalı aracı ...'un kullandığı ve sürücü belgesi olmadığı kabul edilmiş ise de, ...'un araç sürücüsü olduğu davalı ... tarafından kanıtlanmadığı gibi, sürücü belgesi olup olmadığı araştırılmaksızın hüküm kurulmuştur. O halde, davalı ... tarafından sunulan tüm kanıtlar toplanarak, rizikonun meydana geliş biçimi ve rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/7285, K. 2010/10348, 30 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama