KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2009/9331 E., 2010/3408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarpması nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek 5.166 TL'nın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ..., zamanaşımı itirazında bulunarak kusur oranı ve hasar miktarını kabul etmediğini davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı duruşmalara katılmamış, savunma yapmamıştır.
Mahkemece, davacının kasko sigorta sözleşmesi gereğince sigortalısına ödediği hasar bedelini talep ettiği, kazanın 12.12.2005 tarihinde meydana geldiği, davanın 15.1.2008 tarihinde açıldığı 2918 sayılı yasanın 109. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TTK. 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vekilinin davalı ...’e ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalı ...’e ilişkin temyiz itirazlarına gelince davalılar davacı şirkete sigortalı aracın malik ve sürücüsü olup zarar görene karşı müşterek ve müteselsil sorumludurlar. BK.134/1. maddesi gereğince müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerleri yönünden de kesilmiş olur,ancak zamanaşımı def'i müteselsil sorumlular için ortak savunma değildir.Zamanaşımı definden yalnızca defi ileri süren yararlanır. Bu nedenle davalı ...’ün zamanaşımı definde bulunması davalı ...’ün de bu savunmadan yararlandırılmasını gerektirmez. Davalı ...’ün zamanaşımı savunması yokken bu davalı hakkındaki davanın da zamanaşımı sebebi ile reddi doğru görülmemiştir..
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/9331, K. 2010/3408, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama