KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/10369 E., 2010/10779 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
604 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi ve davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bakırköy 1.İcra Müdürlüğünün 2008/941 Esas sayılı dosyası yollamasıyla Düzce 2.İcra Müdürlüğünün 2008/332 talimat sayılı dosyasında, 11.4.2008 tarihinde müvekkilinin işyerinde haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, borçlu ile aralarında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ve kötüniyet tazminatı talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili alacaklarının cari hesap ilişkisinden kaynaklanıp siparişin 3.kişi tarafından verilmesine rağmen ödemenin borçlu tarafından yapılacağı belirtilip faturaların borçlu adına kesilmesinin istenildiğini, malların 3.kişiye teslim edilmesine karşın ödemenin borçlu tarafından yapılacağının belirtildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı 3.kişi ile borçlunun muvazaalı işlem yaptıklarını savunarak davanın reddi ve kötüniyet tazminatı istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı alacaklının kötü niyetli olduğu, malların mülkiyetinin borçluya ait olmadığını bildiği 3.kişi ile borçlu şirketin kurucularının, temsilcilerinin ve adreslerinin farklı olduğu, ödeme emrinin borçlunun adresinde tebliğ olunduğu, aralarında organik bağ bulunmadığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, haczolunan menkul malların değerinin % 40'ı oranında tazminatın davalı alacaklıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
2010/10369
2010/10779
Davalı alacaklı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede;
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, haczin davacı 3.kişinin işyerinde yapılması nedeniyle 3.kişi lehine olan mülkiyet karinesi aksinin alacaklı tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilememiş olmasına göre davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine yapılan takip sonucu haczedilen malların mahafazasının önlenmesi için haciz sırasında yapılan ödemenin geri alınması amacıyla açılan istirdat davası sonunda Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/146-171 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davacı 3.kişinin borçla ve borçlu ile ilgisi kanıtlanamadığından Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onanmış ise de alacaklının kötü niyetinden söz edilemez.
İİK.nun 97/15. maddesi uyarınca 3.kişi lehine tazminata hükmedilmesi için alacaklının kötü niyetinin tahakkuk etmesi zorunludur. Buradaki kötü niyetten maksat; haciz sırasında mahcuzun 3.kişiye ait olduğunun alacaklı tarafından bilindiği halde, alacaklının haciz uygulamasını kasten icra memurundan talep etmesidir. Yoksa kural olarak, alacaklı üçüncü kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı sayıldığından, istihkak iddiasına itirazı olağan kabul edilir.
Somut olayda, alacaklının, haczedilen makinaların 3.kişiye ait olduğunu bilmesi mümkün olmadığından kötü niyetli sayılması uygun görülmemiştir. Bu durumda davalı alacaklının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulması doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3-Davacı 3.kişi vekilinin temyizine gelince; İstihkak davaları nisbi harç ve nisbi vekalet ücretine tabi olup, dava konusu alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi az ise (somut olayda daha az olduğu anlaşılan 14.200 TL.toplam alacak tutarı) üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir. 2010/10369 2010/10779 Ne varki, bu yanılgının da giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/10369, K. 2010/10779, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama