KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/10685 E., 2010/11282 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, davalı tarafından kiralandıktan sonra sahibine teslim edilmeyerek hasara uğratıldığını belirterek, sigortalıya ödenen 5.787.00 TL’nın, ödeme gününden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davacıya kasko sigortalı aracın davalı tarafından kiralandığı, sahibine teslim edilmeyerek hasara uğratıldığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile, 5.787.00 TL’nın, 21.05.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklana rücuan tazminat istemine ilişkindir.
BK.’nun 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı ve delil yetersizliğine davalı beraat kararı ile bağlı değil ise de; sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlıdır.
Somut olayda, mahkemece, kusur oranının ve tazminat miktarının belirlenmesi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalının hasardan sorumluluğuna karar verilmiş-
2010/10685
2010/11282
tir. Sigortalı Fehmi Mutluer’in şikayeti üzerine, güveni kötüye kullanma suçundan davalının sanık olarak yargılandığı Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/533 Esas sayılı dava dosyasında, aracı teslim ettiğini savunmuş, davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, B.K.’nun 53. maddesi uyarınca, ceza mahkemesi kararı, hukuk hâkimini bağlayacağından, ceza davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/10685, K. 2010/11282, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama