KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2010/1444 E., 2010/3431 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- ... Asliye 18. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar ..., ... ve ... vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.4.2010 Salı günü davacı ... vekili Avukat ... ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri Avukat ... geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirketlerin borcundan dolayı icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek şirketlerin ortağı olan davalı ...’in dava konusu taşınmazını davalı ...’e, onun tarafından da davalı ...’ya satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Abdülkadir, Gülşen ve Necla vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı şirketler usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalılar arasında yapılan satışlarda bedel farkının bulunduğu ve davalı ...’nın borçlu Abdülkadir’in amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak için hareket ettiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm Abdülkadir, Gülşen ve Necla vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı Kanun’un 24 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı Kanun’un 26. maddesinde 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra
mezkur maddelere istinaden dava açılamayacağı hükmüne de yer verilmiştir. Bu maddede belirtilen süre hak düşürücü süredir. Mahkemece resen nazara alınması gerekir. Somut olayda davalı borçlu tasarrufu 28/03/2001 tarihinde yapmış, dava 27/02/2007 tarihinde açılmıştır. Bu durumda hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/1444, K. 2010/3431, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama