KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2010/1578 E., 2010/3850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- ...Asliye 14. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracla meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, bu suretle zarar gördüğünü ileri sürerek, ıslahla birlikte toplam 57.500,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limit ve kusurla sınırlı sorumlu olduklarını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalı ... vekilince, ıslahla artırılan kısım için ıslah tarihinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek karar temyiz edilmiştir.
TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, mahkemece bu ilke doğrultusunda alacağa faiz yürütülmüştür, ancak davalı ... vekilince, ıslah dilekçesinde istenen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen kanundan doğan borç kapsamında haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de aynı tarihten faiz uygulanmış olması doğrudur. Zira, davalı ... ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı ... bakımından faizin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğunda olur. Bu itibarla, sigortaya başvuru yapılması veya dava açılmasıyla; kaza, davalı sigortaya ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/1578, K. 2010/3850, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama