KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2010/1693 E., 2010/3947 K.·İvazsız Tasarruflar Tasarrufun İptali Davası
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 278 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı Bülent vekilince istenmiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili davalılardan Kazım'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazı amcasının oğlu olan diğer davalı Bülent'e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan Kazım ve Bülent davanın reddini istemişler, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davalılardan Şirket yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar Kazım ve Bülent arasında akrabalık bulunması ve taşınmazın düşük bedelle satılması nedeniyle bu davalılara yönelik davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılardan Bülent vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, takibe konu borcun kaynağının davacı ile davalılardan Kazım arasında tasarruf tarihinden önce yapılan bir başka taşınmaz alım satımından kaynaklandığının anlaşılmasına, tasarrufa konu taşınmazın tapudaki satış bedeli 25.000.00 YTL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 94.000.00 TL olduğunun bilirkişi raporunda açıkça vurgulanmasına,
İİK'nın 278/2. fıkrasında akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği, akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmesine, söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3. kişinin iyiniyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önem arzetmemesine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/1693, K. 2010/3947, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama