KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2253 E., 2010/7549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Çanakkale 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2811 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına 19.06.2009’da haciz konan ... plaka sayılı aracın üçüncü kişi tarafından 18.12.2008’de satın alındığını ve mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmadan önce noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı,mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiği, alacaklının trafik kaydına göre haciz işlemini yaptırdığı ve davanın açılmasında kusurunun bulunmadığı “gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı vekili yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından vekalet ücreti ve masraflar yönünden temyiz edilmiştir.
1.Nispi karar ve ilam harcının mahcuzun değerinden daha az olan alacak miktarı üzerinden hesaplanmasında bir yanlışlık bulunmadığından, davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Somut olayda davacı üçüncü kişi icra dosyası içinde istihkak iddiasında bulunmadan doğrudan dava açmıştır ve bunu engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Yapılan yargılama sırasında alacaklı vekili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, ayrıca davadan haberdar olduktan sonraki süreçte haczin kaldırılması önünde herhangi bir girişimde de bulunmamıştır.
Öte yandan üçüncü kişi, İİK’nun 97/a maddesi uyarınca borçlu adına kayıtlı aracın mülkiyetini hacizden önce edindiğini noter satış sözleşmesi ile kanıtlamış ve davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş, taraflarca asıl hükme itiraz da edilmemiştir.
Bu durumda yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davanın açılmasına neden alacaklı tarafın sorumlu tutulması gerektiği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Ne var ki yapılan yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/2253, K. 2010/7549, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama