KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2315 E., 2010/5299 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.6.2010 Salı günü davacı Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş vekili Av. ... ve Av. ... ile davalılar ... ve ... vekili Av. ... ... ve davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ... ve ...’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendilerine ait taşınmazlarını ve şirket hisselerini diğer davalılara sattıklarını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmişlerdir. Davalılardan ... davaya karşı cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davacı tarafından aciz belgesi ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, bu tür davaları elinde kat'i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi bulunan alacaklılar açabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olup mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır.
Somut olayda borçluların adreslerinde hacze gidilmiş ve borçlulara ait haczi kabil menkul mal bulunmadığına dair haciz tutanağı düzenlenmiş olduğu, borçluların mal varlığına ilişkin olarak ilgili kurumlar nezdinde araştırmaların yapıldığı, borçlulardan sadece ...’ya ait taşınmaz kaydının bulunduğu ancak bu taşınmaz kayıtları üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda borçlu davalıların aciz halinde olduklarının kabul edilerek dava şartının gerçekleşmesi nedeniyle işin esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/2315, K. 2010/5299, 8 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama