KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2925 E., 2010/5567 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.6.2010 Salı günü davacı ve davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, kaza sonrasında hasar gördüğünü ancak sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 14.533,83 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın alkollü kullanılması nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, Sulh Ceza mahkemesi kararına göre sürücünün kaza sırasında alkolsüz olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle zararın teminat kapsamında olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı ..., kazanın sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, zararın teminat kapsamı dışında kaldığını savunmuş olup, mahkemece, Sulh Ceza Mahkemesi kararının B.K'nun 53. maddesi uyarınca, tutanağın iptali ile birlikte araç sürücüsü davacının tutanak tarihi itibariyle alkolsüz olduğunun kesinleştiği gerekçesi ile, zaraın teminat kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, B.K'nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, haksız fiilin yani vakıanın tespiti yönünden hukuk mahkemesi için kesin delil teşkil etmektedir.
Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı ise haksız fiilin sanık tarafından işlenmediğini veya sanık tarafından işlenmediğini tespiti halinde hukuk mahkemesi için kesin delil oluşturmaktadır. Somut uyuşmazlıkta Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar, ceza yargılaması sonrasında verilen bir beraat kararı olmayıp, idari yaptırımın iptaline yöneliktir ve kararın dayanağı, alkol tespitinin alkolmetre cihazı ile yapılmasının sağlıklı kabul edilmemesidir.
Bu durumda araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığına ilişkin, ceza yargılaması süreci sonunda varılan bir tespit bulunduğu kabul edilemez ve bu nedenle de idari yaptırım kararının iptaline yönelik ceza mahkemesi kararı hukuk mahkemesi için bağlayıcı değildir.
Mahkemece, aksi kanıtlanmaya alkolmetre tutanağı, usulüne uygun düzenlenen, yeterli, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının kaza sırasında alkollü olduğunun ve kazanın münhasıran alkolün etksisi ile meydana geldiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/2925, K. 2010/5567, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama