KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/2938 E., 2010/8590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ...’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazdaki payını kardeşi olan diğer davalı ...’ya sattığını, onun da akrabası olan ...’e sattığını, ...’ın da tekrar davalı ...’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı ... aynı tasarruf hakkında aynı davacı tarafından daha önce açılıp sonuçlanan davada taşınmazın bedelinin kendisi tarafından ödendiğini savunarak davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazla ilgili olarak daha önce açılan dava sonunda taşınmazın tam değerine dair hüküm kurulmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. Somut olayda
dava konusu taşınmazın 1/2 payı borçlu ... tarafından 24.03.2005 tarihinde ...’ya satılmış, ... taşınmazın daha önceden kendisine ait olan payı ile birlikte tamamını 04.07.2005 tarihinde ...’e satmış, ...’da 31.08.2007 tarihinde taşınmazın tamamını tekrar ...’ya satmıştır. Davacı tarafından sadece Önder ve ... aleyhine dava açılarak taşınmazın 1/2 payına ilişkin tasarrufun iptali talep edilmiştir.
Tasarrufun özelliği ve talebin niteliğine göre borçlu ... ile ... yanında ...’in de davada yer alması gerekir.
Bu maddi ve hukuksal olgulara göre dava dilekçesinin ...’e de tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra tarafların tüm delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi kabule göre de davacı alacaklı tarafından daha önce açılıp sonuçlandırılan davanın başka bir icra takip dosyasındaki alacağı ile ilgili olması nedeniyle bir başka alacağı için de ayrı bir dava açmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
tasarrufa konu malın borçlu davalının borcu nedeniyle cebri icradan satılması halinde (dosya arasındaki bilgi ve belgelerden başka alacaklılar tarafından açılıp karara bağlanan dosya olduğu anlaşılmaktadır) davalıların sorumluluğunun cebri icradan alacaklılara yapılacak ödemeler sonunda arta kalan miktar ile sınırlı olabileceği hususunun da göz ardı edilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/2938, K. 2010/8590, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama