KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3886 E., 2010/8425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- ... Asliye 6. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ...’un icra dosyasına kefil olduğunu ve borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek davalı ...’un, dava konusu taşınmazını davalı bacanağı ...’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satışının yapıldığı tarihte davalı ...’un icra takibinde kefilliği bulunmadığı, borcun doğum tarihinin bu davalı için kefalet tarihi olduğu, davalıların bacanak olmasının ve bedelin düşük olmasının da satış işleminin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Mahkemece, davalıların bacanak olmasının ve bedelin düşük olmasının satış işleminin muvazaalı olduğunu göstermeye-
ceği ve davalı ...’un icra dosyasında borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç için yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir.
Davalı ...’un 14/04/2008 tarihinde icra müdürlüğünde düzenlenen tutanak ile borca kefil olduğu anlaşılmaktadır. Aynı takipte yapılan 10/04/2008 tarihli haciz sırasında da borçlu ...Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adresinde davalı ...’un müdürü olduğu ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’nin faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. Davacı tarafın haciz tutanağında da ileri sürdüğü şirketler arasında organik bir bağ bulunup bulunmadığı aynı adreste ticari faaliyette bulunma hususu ve nedenleri yeterince araştırılmadığı gibi borçlu şirket tarafından haciz sırasında faaliyet gösteren şirkete İİK’nın 280/son fıkrası anlamında bir devir yapılıp yapılmadığı, devir varsa tarihinin ne olduğu ve iptal koşullarının oluşup oluşmadığı da tartışılmamıştır.
Borçlar Kanununun 179. maddesinde belirtilen bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır;
bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar hükmüne göre bir inceleme yapılarak yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak asıl borcun doğum tarihinde davalı ...’un da sorumlu olup olmayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/3886, K. 2010/8425, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama