KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5558 E., 2010/6400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, sigortalısına ödediği 6.554.50 TL’nın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi poliçe limitinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili, kaza tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar KTK.’nun 109. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, olayın meydana geldiği 17.05.2004 tarihinden davanın açıldığı 31.05.2007 tarihine kadar dava ve ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan kasko rücu davasıdır.
Yargıtay`ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın
Zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz.
Somut olayda, davalı tarafa ait aracın neden olduğu, bir kişinin üç gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanması ve sigortalı aracın hasara uğramasıyla sonuçlanan trafik kazasının, kaza tarihinde yürürlükte bulunan TCK.’nun 456/2. maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının, aynı Yasa’nın 102/4 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 Sayılı KTK.’nun 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunması, 17.05.2004 kaza tarihinin üzerinden beş yıl geçmeden 31.05.2007 tarihinde davanın açılması karşısında, zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.
Bu durumda mahkemece, zamanaşımı def’i reddedilerek, işin esası incelenip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5558, K. 2010/6400, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama