KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5588 E., 2010/8809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.10.2010 Salı günü davacı ... ile davalı ... geldi. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ...’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı kardeşi olan diğer davalı ...’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların mal kaçırma amacının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 278. maddesinin ilk fıkrasında haciz veya aciz vesikasının alındığı tarihten itibaren geriye doğru iki yıl içinde yapılan tasarrufların batıl olduğu, 278/1 maddesinde “Karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar’ın” bağışlama hükmünde olup iptale tabi oldukları, yine aynı yasanın 280/1
maddesinde “malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği” aynı maddenin 2. fıkrasında ise “üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil)kan ve sıhri hısımları evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farzolunacağı” öngörülmüştür.
Somut olayda dava ve tasarrufa konu taşınmazın 15.02.2000 tarihinde borçlu davalı ... tarafından kardeşi olan diğer davalı ...’e satıldığı, 03.06.2005 tarihinde borçlunun adresinde haciz yapıldığı, 16.11.2005 tarihinde ise aciz vesikasının alınmış olduğu anlaşılmakla, olayda İİK.nun 278. maddesinin iki yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle uygulama olanağı bulunmamakta ise de İİK.nun 280/1-2 maddeleri uyarınca davalıların kardeş olması nedeniyle üçüncü kişi konumundaki ...’in borçlu davalı ...’in alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda İİK.nun 280/1-2 maddeleri uyarınca davanın kabulü ile davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5588, K. 2010/8809, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama