KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/5617 E., 2010/6470 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi, İstanbul 9.İcra Müdürlüğünün 2000/8993 Esas sayılı dosyasından, 28.06.2006 tarihinde haczedilen enkazın kendisine ait olduğunu belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ve borçlunun baba-oğul olduklarını, enkazın danışıklı olarak davacıya devredildiğini ve haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu, haciz yapılan enkaz ve bulunduğu taşınmazın oğluna ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, enkazın bulunduğu taşınmazda davacının hissesi olduğu, borçlunun hissesinin bulunmadığı ,enkaz bütünleyici parça olduğundan borçlunun borcundan dolayı taşınmazdan bağımsız haczedilemeyeceğinden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu enkazın haczi sırasında 2.kattaki komşuları adresin borçluya ait olduğunu belirtmiş, 25.10.2006 tarihli haczin de borçlunun evi olarak aynı yerde yapıldığı ve borçluya bu hacizle ilgili 103 nolu davetiyenin de bu adreste tebliğ edildiği görülmüştür.Bu durumda, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Davacı 3.kişi, dava konusu enkazın kendisine ait olduğu yönünde 2006 yılına ait Emlak vergisi, TEDAŞ ile yapılan sözleşmeleri sunmuş ise de, davalı alacaklı 1997-2003 dönemi Emlak vergileri ve Çevre Temizlik vergilerinin borçlu adına yatırıldığını belgelemiştir.
Öte yandan, 06.05.1998 tarihli protokol ve protokol gereği borçlu ve davalı alacaklı tarafından yaptırılan bina ile ilgili olarak alacaklı tarafından borçlu aleyhine Üsküdar 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/270 Esas sayılı dosyası ile açılan davada, dava konusu binanın borçlu ve alacaklı tarafından yapıldığı ve davalı alacaklının alacaklı olduğu tesbit edilmiştir.
Ayrıca, binanın bulunduğu taşınmazda borçlu hissesinin de bulunduğu ve borcun doğumundan sonra dava dışı şahıslara sattığından, alacaklı tarafından açılan Tassarrufun İptali davasının kabul edildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı, dinlenen davacı ve davalı tanık anlatımları ile haczedilen binanın 1994 yılında borçlu ve alacaklı tarafından birlikte yapıldığı, bu tarihte 3.kişinin henüz 16 yaşında olduğu, enkaz ile ilgili belgelerin borcun doğumundan çok sonra 3.kişi adına yapıldığı gibi enkazın bulunduğu taşınmazda borçlunun da hissesi bulunduğu sabit olduğundan, davacı 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ve borçlunun hissesinin bulunmadığı yönündeki hatalı tesit ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5617, K. 2010/6470, 6 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama