KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6668 E., 2010/8591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan ... Yayıncılık Kitap Pazarlama Eğt. Hiz. Ltd. Şti. ve ... Kitap Yayın Paz. San. Ltd. Şti.nin müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını, ancak borçlu davalılardan ... Kitap Yayın Paz. San. Ltd. Şti.nin alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalılardan ...’ya, ...’in de diğer davalı ...’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... davaya karşı cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davalılardan ... Yayıncılık Kitap Pazarlama Eğt. Hiz. Ltd. Şti. aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine, davalılardan ... hakkında açılan davanın kötü niyetinin kanıtlanamaması nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulü ile 49.187.05 TL.nin davacının asıl alacağı ve ferileri ile sınırlı olarak bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davada dördüncü kişi konumunda bulunan ...’ın borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bildiği veya bilebilecek durumda olduğunun kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Davalılardan ...’nun temyiz itirazlarına gelince. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması için tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir.
HUMK.nun 73. maddesine göre mahkeme tarafları dinlemeden iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı tebligat yasasının 10. maddesine göre de tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır.
Somut olayda davalı ...’ya dava dilekçesi “Cami ... sokak No:14 ...” adresi yazılmak suretiyle tebliğe çıkartılmış, tebligat evrakı mahalle adının bulunmaması nedeniyle merciine iade edilmiş, bu kez aynı adres üzerinden davalının adresinin tesbiti için yapılan zabıta araştırması da adres yetersiz olduğu gerekçesiyle sonuçsuz kalmış ve adı geçen davalıya ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. Ancak mahkemece tebligat çıkarılan adresin aslında “Cami ...
Sokak No:14 Edirnekapı- ...” olması gerekirken hiç ilgisi bulunmayan ... adresine tebligatlar yapılmıştır. Böylece davalı ...’ya usulüne uygun tebligat yapılmadığından duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış, gerekçeli kararda aynı şekilde tebliğ edilmiş, böylece HUMK.nun 73. maddesine aykırı biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu nedenle davalı ...’ya duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/6668, K. 2010/8591, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama