KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6766 E., 2011/5667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Kayseri 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1931 Esas sayılı dosyasında haczedilen 4 adet plakasız traktörün davacı tarafından bedeli ödenerek üçüncü kişi tarafından satın alınmış faturalı araçlar olduğunu, borçlu ile ilgisinin kalmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği, takibe dayanak bonoda da geçen takip adresinde yapıldığını, ayrıca borçlu şirket yetkilisinin haciz sırasında hazır bulunduğunu, üçüncü kişi şirketin borçlu şirketin çalışanı ve ortaklarının yakın akrabası tarafından borç tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak kurulduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, borçlunun dava konusu traktörleri üçüncü kişiye sattığını, istihkak iddiasının doğru olduğunu, ancak davanın açılmasına neden olmadığı için yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin takip borçlusunun ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamakla yükümlü olduğu, sunulan faturaların borç tarihinden sonra düzenlendiği, öte yandan üçüncü kişi şirketin borçlu çalışanı, borçlu şirket ortağının eşi tarafından takibe dayanak bonoların düzenlenmesinden ve ihtiyati haciz kararı alınmasından sonra kurulduğu, iki şirket arasında organik bağ bulunduğu ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıkları “ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu mahcuzlar 12.05.2009‘da satılmış, buna ilişkin ihale kesinleşmiştir. Böylece İİK’nun maddesi 97/10. maddesi gereğince dava satış bedeline dönüşmüştür. Dolayısıyla dava değeri mahcuzun satış bedeli olarak dikkate alınmalı ve nispi vekâlet ücreti de bunun üzerinden hesaplanmalıdır.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan vekâlet ücretinin doğrudan hacizle malların değeri üzerinden hesaplanması doğru görülmemiştir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/6766, K. 2011/5667, 2 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama