KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6896 E., 2010/9589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.11.2010 Salı günü davacı ... ve davalı ... tarafından gelen olmadı. Davalılar ...,...., ve ... vekili Av. ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ...’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı iş ortağı olan davalı ...’e sattığını, onun kayınpederi olan diğer davalı ...’a sattığını, ...’ın da davalılardan ...’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan ... kendisine ait daireyi bankadan kredi alabilmesi için davalı ...’a sattığını beyan etmiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece aciz belgesi ibraz edilmemesi ve davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın
Tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının butlanına hükmettirmektir. Bu davanın önşartı ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön şartın bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır.
Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir.
Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda davacı tarafından aciz belgesinin ibraz edilmemesi ve davalıların kötü niyetli olmamaları nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Alacaklı davacı tarafından İİK.nun 143. maddesine göre düzenlenen kesin aciz belgesi ibraz edilmemiş ise de Ankara 28. icra müdürlüğünün 2008/8374 sayılı takip dosyasında 31.05.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında tutulan tutanakta borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı yazıldığı gibi 20.05.2008 tarihinde davalı borçlu tarafından verilen mal beyanı dilekçesinde borcuna yeter malının olmadığını bildirmiş, mahkemece borçluya ait olduğu kabul edilen şirket hisselerinin değerinin de borca yetmediği anlaşılmış olmakla borçlu davalının aciz halinin kabulü gerekmektedir.
Yine dava konusu taşınmazın borçlu davalı tarafından üçüncü kişi konumunda olan diğer davalı ...’e yapılan satış sırasında tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunduğu gibi dosya içeriğinden borçlu davalı ... ile davalı ... arasında
ticari ilişki olduğu, davalılardan ...’ın davalı ...’ın kayınpederi olup, davacı ....,’nın ise kötü niyetli olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalının aciz halinin kabulü ile davanın esasına girilmesi yukarda yapılan açıklamalar ışığında davalılardan ... ve ...’ın borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadıkları hususunun değerlendirilmesi, davalılardan ...’ın kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığının göz önünde bulundurulması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/6896, K. 2010/9589, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama