KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/6964 E., 2010/9061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 2.İcra Müdürlüğü’nün 2010/384 Esas sayılı dosyasında, trafik kaydına 13.01.2010’da haciz konulan ... plaka sayılı aracın, noterde yapılan sözleşme ile hacizden önce 12.01.2010’da iyi niyetli üçüncü kişi tarafından satın alındığını, hacizden önce mülkiyetin üçüncü kişiye geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haczin trafik kaydına göre konulduğunu, borçluların takibe dayanak karşılıksız çekin bankaya ibrazından sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak satış işlemini gerçekleştirdiklerini, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın haciz tarihinden önce noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiği, “gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davalarında, İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dahilinde basit yargılama usulü uygulanır ve toplam alacak ile mahcuzun değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ü peşin alınmak üzere, kabul ile sonuçlanan davada geriye kalan kısmına hükmedilir.
Somut olayda maktu karar ve ilam harcı ile yetinilmesi isabetli değildir.
Öte yandan davanın açılması ile birlikte istihkak iddiasından haberdar olan alacaklı tarafın istihkak iddiasını kabul ettiği yönünde bir beyanı ya da haczin kaldırılması yönünde bir girişimi de bulunmamaktadır. Bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan alacaklı tarafa yükletilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı biçimde karar verilmesi de hatalıdır, ancak yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgili bu yanlışlık temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama harçları ile ilgili hata ise kamu düzeni ile ilgilidir ve aleyhe bozma yasağı kuralı kapsamı dışında kalır. Bu nedenle bozma nedenidir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/6964, K. 2010/9061, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama