KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/742 E., 2010/3425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
604 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekillerince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.4.2010 Salı günü davacı ... vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazlarını ...’a onun tarafından da diğer davalı ...’e devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili ve ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı borçlu ile davalı ... arasında yapılmış olan borca karşılık taşınmazların devrine ilişkin sözleşmedeki alacak miktarı ile taşınmazların değeri arasında açık orantısızlık bulunduğu, davalı ... ile davalı ...’in uzaktan akraba oldukları taşınmazların muvazaalı olarak devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ... vekili ve davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiş davacı vekili ise kararı yapılan tavzihe yönelik olarak temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
H.U.M.K’nın 455. maddesine göre hükmün müphem ve gayrivazıh olursa veya mütenakız fıkraları ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri iphamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir. Ancak tavzih ile hüküm
değiştirilemeyeceği gibi hükmün esaslı unsurlarından sayılan hesaplama yöntemini de değiştiremez. Bu itibarla mahkemece 26/08/2009 tarihinde yapılan tavzih suretiyle harç ve vekalet ücretinin düzeltilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
2- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu 1175 parselin satışında 3. kişi olan ... ve borçlu ...’un aynı beldeden olmaları nedeniyle 3. kişinin borçlu ...’un satıştaki amacını bilebilecek durumda olmasına, borcun dayanağı olan bononun 24/04/2001 ve 30/03/2001 tarihli çeklere karşılık olarak düzenlendiğinin anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ancak dava konusu 1201 ve 1410 parsel sayılı ve borçlu ... tarafından davalı ...'a satışı yapılan taşınmazlar açısından bakıldığında tasarruf tarihleri 30/12/1999 olup satışların, davacı tarafın borcun doğum tarihi olarak ileri sürdüğü 24/04/2001 ve 30/03/2001 tarihli çeklerin tanzim tarihinden önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda borç ilişkisinin bu tasarrufların yapıldığı tarihten önce doğup doğmadığı mahkemece re’sen araştırılmadan, anılan parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
3- Dava konusu edilen 1400 parsel sayılı taşınmazda borçlunun tasarrufu söz konusu olmayıp satış, dava dışı ... tarafından davalı ...’a yapıldığından bu parsele yönelik olan davanın reddi yerine iptal kararı verilmesi doğru değildir.
4- Dava konusu 1175 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davalı ... ile borçlu ve 3. kişi arasında var olduğu iddia edilen yakınlık ve akrabalığa ilişkin olan kayıtlar arasındaki irtibatın ne şekilde kurulmuş olduğu belirlenmiştir. Davalılar arasındaki tanıdıklık ve akrabalık ya da aynı beldeden olup olmadıklarına ilişkin deliller tartışılıp, dayanakları karar yerinde gösterilmeden karar verilmesi de isabetli değildir.
5- Tasarrufların iptaline karar verilen taşınmazlar 1201, 1410 ve 1175 sayılı parsellerde, borçlu ...’un devrettiği payın 3/8 olduğu dikkate alınmadan, payların tamamı üzerinden hüküm tesis edilmesi HUMK’nun 74. maddesi hükmüne aykırı olup talep aşılmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/742, K. 2010/3425, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama