KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/8138 E., 2010/10719 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi,
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.12.2010 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda, hayatını kaybeden kişilerin yakınlarına araçlara maddi tazminat ödendiğini, sigortalı aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığını ileri sürerek, 30.000,00 TL'nin davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından dava dışı zarar görenlere ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Trafik Sigortası Genel Şartlar’ın B.4-d bendinde sürücünün alkollü olması nedeni ile gerçekleşen kaza sonrasında, sigortacı tarafından zarar görenlere ödenen tazminatın, sigortalı araç işleteninden rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Ne var ki, rücu koşullarının oluşabilmesi için, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmiş olması gerekir.
2010/8138
2010/10719
Somut uyuşmazlıkta öncelikle sürücünün alkollü olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Davalı tarafından, sürücü hakkında düzenlenen, alkollü olduğu için ifadesinin alınamadığına ilişkin dokto tarafından da imzalanmış belge alkollü olduğunun kabulü için yeterli sayılmış ise de, davalı vekili, sürücünün kaza sonrasında iki hafta süreli hafıza kaybına uğradığını savunmuştur. O halde, ceza dosyasındaki diğer deliller ve bu konuda sunulacak deliller dikkate alınarak, sürücünün kaza sonrasında hafıza kaybına uğrayıp uğramadığı, ifadesinin bu nedenle alınamamış olabileceği de değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Ayrıca, ceza yargılamasında aracın teknik bir arıza ile kazaya neden olup olmadığı konusunda bilirkişi raporları alınmış, hükme esas alınan son raporda aracın ön sol teker hız sinyali ve tahliye valfi arızası olduğu, kazanın ABS fren sisteminin kilitlenmesinden kaynaklanmadığı belirtilmiş ve sürücü hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Ne var ki yukarıda da açıklandığı gibi, kazanın ancak münhasıran sürücünün alkollü olması nedeni ile meydana gelmesi halinde ödenen tazminatın rücuan tazmini mümkün olup, araçtaki teknik arızanın, kısmen de olsa kazaya etken olduğunun belirenmesi halinde, münhasıran alkolün etkisinden sözetmek mümkün olmayacaktır.
O halde, mahkemece, ceza dosyası getirtilerek, tüm deliller değerlendirilmeli ve İTÜ'nde görevli iki bilirkişi ile bir nöroloji uzmanının yer aldığı heyetten alınacak rapor sonucuna göre, araçtaki bir arızanın kazaya etken olup olmadığı, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/8138, K. 2010/10719, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama