KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/8301 E., 2010/10368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 30.11.2010 Salı günü davacı ... davalı ... tarafından gelen olmadı. Davalı ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı ... dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı ...’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ile davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalı ...’ın borçlu ...’ın mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan
bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281).
Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olayda davalılar arasında yapılan satışta bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı gibi ve davalılar arasında akrabalık ilişkisi olduğu yönünde bir delil de sunulmamıştır. Ancak davalıların birbirini tanıyıp tanımadıkları, birlikte çalışıp çalışmadıkları ve davalı ...’ın borçlunun mali durumunu, giderek borçlunun mal kaçırma amacını ya da alacaklılarını ızrar kastını bilinebilecek durumda olup olmadığı üzerinde yeterince durulmamıştır.
Dosyaya sunulan MOTTS İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından verilen 29/04/2005 tarihli vekaletnamede hem borçlu hem de davalı ... anılan şirketi temsile yetkili kılınmış ve borçlu ... bu yetkiye dayanarak dosya içinde bulunan servis sözleşmesi de imzalamıştır. Davalıların bu şirkette çalışıp çalışmadıkları belirlenmediği gibi şirketi temsile birlikte yetkili kılınmalarının nedenleri üzerinde de durulmamıştır.
Bu vekaletnameyi şirket adına veren, dava dışı ... ile davalı borçlu ... arasında ticari ilişki yanında ceza davasına da konu olan ilişkiler de mevcut olduğu dosyaya yansıyan belgelerden de bellidir. Hem bu şirket temsilcisi ve hem de şirket münferit imza yetkilisi ... ile olan yakınlığı nedeniyle davalı ... ile davalı ...’ın da birbirlerini tanıyıp tanımadığı yeterince irdelenmemiştir.
Hal böyle olunca dosya içindeki ceza dosyası belgeleri de dahil olmak üzere davalılar arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı, birlikte çalışıp çalışmadıkları, birbirlerini tanıyıp tanımadıkları ve bunun sonucunda borçlunun mal kaçırma amacının ya da alacaklıdan mal kaçırma kastının 3. kişi durumundaki... tarafından bilinip bilinmediği ya da bilebilecek durumda olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/8301, K. 2010/10368, 30 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama