KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/9498 E., 2011/1117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) , davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yapılan takipte, Devrek İcra Müdürlüğünün 2008/192 Tal. sayılı dosyasından 19.11.2008 tarihinde yapılan haciz işleminde, eşi olan borçlu ile ilgisi bulunmayan kendisine ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; mahcuzların davacıya ait olduğu ve davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 19.11.2008 tarihinde haczedilen mahcuzların davacıya ait olduğunun tespiti ile davacıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz 19.11.2008 tarihinde davacı 3.kişi adına kayıtlı işyerinde yapılmış, haciz sırasında hazır bulunan davacı 3.kişi borçlunun eşi olduğunu ve iş için il dışında bulunduğunu belirtmiş, haciz işleminden hemen sonra da,
mahcuzların kendisine ait olduğunu ve borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur. Davacı ve borçlu karı-koca olup, takip konusu borç Ağustos/2007 tarihli üç adet çekten kaynaklanmaktadır.Dosya kapsamına göre, haciz işleminin takip ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı görülmekte ise de borçlunun davacı ile aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır.Öte yandan, haciz işlemi sırasında davacı tarafından ibraz edilen ve davacı ile borçlunun birlikte adlarının yazıldığı kartvizitteki adreste haciz yapılan yer olduğu gibi, zabıta araştırması sonucu düzenlenen 07.3.2010 tarihli tutanakta da borçlunun haciz yapılan adreste bulunduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir.Davacının dayandığı vergi kaydı, esnaf odası kaydı ve faturalar borcun doğum tarihinden sonraya ilişkin olduğundan, yasal mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.Buna göre, davacı ve borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve danışığa dayalı işlemler bulunduğu kabul edilmelidir.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/9498, K. 2011/1117, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama