KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/1137 E., 2011/8092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, aracın kaza sonrasında hasar gördüğünü ileri sürerek, 4.950,18 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK'nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı Oyakbank A.Ş Şirinevler şubesi'nin dain ve mürtehin olarak poliçede göste-
rildiği anlaşılmaktadır. Sigortalı araç üzerinde dain ve mürtehinin de menfaati bulunduğundan hasar tazminatını talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle sigortalının talep ettiği tazminat dain ve mürtehinin muvafakati olmadan ödenemez. Ancak, dain mürtehin olan banka, ödemenin kendisine yapılması karşılığında davaya muvafakat edeceğini belirtmiş olup bu beyan davaya açıkça muvafakat olarak kabul edilemez.
Bu durumda, mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/1137, K. 2011/8092, 22 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama