KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/1347 E., 2011/12011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu ayrıca, meydana gelen kazada müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü ileri sürerek 19.935,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kasten doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması Veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan "teminat dışında kalan zararlardan" olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgeleri geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, davalı ... vekili, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuştur. Ancak rizikonun teminat dışında kabul edildiği haller Kasko Sigortası Genel Şartları'nda tek tek sayılmış olup, davalı vekili rizikonun teminat dışında kalmasını gerektirecek hiç bir durumu açıkça ileri sürmeksizin salt doğru ihbarda bulunulmadığına dayanmaktadır.
Yukarıda açıklandığı ilkere göre, rizikonun teminat dışında kalması için davalı ... şirketinin iddia ettiği oluş şeklinin teminat dışı hallerden birisi olması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araçta oluşan hasarın sigortalının iddia ettiği gibi köpeğe çarpılması ile meydana gelemeyeceği belirtilmiş ve mahkemece bu tespite dayanılarak rizikonun teminat dışında kaldığı kabul edilmiştir. Oysa, aracın hasar gördüğü sabit olup davalı ... tarafından zararın teminat dışında kalmasını gerektiricek hiçbir oluş şekli ileri sürmediği gibi, ihbar yükümlülüğünü yasaya uygun bir şekilde yerine getirmediğini de somut delillerle kanıtlayamamıştır.
O halde, mahkemece, rizikonun teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, belirlenecek gerçek zarara hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/1347, K. 2011/12011, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama